Zihin Kontrolüne Maruz Kalan Türk

İsveç Zindanlarında Bir Türk Kobay

“İşçi olarak gittiğim İsveç’te 29 Nisan 1991’de üç arkadaşımla birlikte saat 19:00 civarında Göteborg’da, Restaurang Vicktoria’da yemek yerken, içeri giren dört sivil polis tarafından alınıp mavi renkte 85-86 MODEL Volvo marka araba ile Göteborg Merkez Karakolu’na götürüldüm. Burada dikkatlerinizi çekmek istediğim bir nokta var;

İsveç’te sivil polis çok büyük bir hadise olmadan lokantaya girip adam almaz.

29 Nisan 1991’den 21 Mayıs 1991’e kadar Göteborg Merkez Karakolunda tutuklu kaldığım sürede bir sürü fiziki işkencelere, aşağılanmalara ve hakaretlere maruz kaldım. Bu olaydan bir süre önce İsveç Gizli Servisi elemanları, lokantama gelip benden, müşterim olan PKK’nın bazı üst düzey beyin adamları arasında ajanlık yapmamı teklif etmişlerdi. Ama ben reddetmiştim. Bu birkaç defa oldu. Son teklifi de reddetmemden sonra tanıdığım bir İsveç polis şefi bana “Seni buzun altına gönderecekler” demişti. Ama o zaman ne demek istediğini anlamamıştım.

Göteborg Merkez Karakolunda üzerim arandıktan ve yarım saat bekletildikten sonra bir kat yukarı çıkartıldım. Ulf isminde bir polis memuru ifademi tam almaya başladığında lokantadan beni alıp getiren polislerden üzerinde kırmızıya çalan kahverengi deri montlu, uzun boylu zayıf kır saçlı ve kırçıl bıyıklı, 45-50 yaşları civarında olan polis bana sırıtarak, elindeki ufak kağıt parçasını ifademi alacak olan polise verdi. İfadem de böylece alınmadı. Beni tekrar aşağı kata indirdiler. On beş dakika bekledikten sonra tekrar yukarı çıkartıldım. Orada bana pembe renkte olan resmi bir kağıt gösterdiler, “Göz altına alındın” dediler. Sonra da beni bir hücreye tıktılar. Hücre; 10-12 büyüklüğünde, odada bir yatak, yere monte edilmiş tahta bir sandalye bir yazı masası ve bir de el yüz yıkamak için lavabo…

Bu hücreye adım atar atmaz aynı anda iki ayrı yönden içeri Türkçe sesli yayına başladılar “Anasıyla cinsel ilişki kurmuş Türklerden, tüm
kara kafalılardan bıktık, hepinizi kudurta kudurta geberteceğiz. Sen küçücük bacağı ile, İsveç Alman Nazi İmparatorluğu’na kafa tutacak
adam mısın?” diğer taraftan “Yavru yavru huma kuşu yükseklerden seslenir…” türküsü…

Etrafa bakıyorum, ne hoparlör ne de benzer bir şey var! Doğal olarak ilk saniyelerde şaşırdım. İlk defa böyle bir şeyle karşılaşıyordum. Seslerin kafa ve kulak içinden gelmediğinden emin olduktan sonra, tuvalete gitmek için düğmeye bastım. Birkaç dakika sonra kapı açıldı. Koridorda gardiyanla birlikte tuvalete giderken yayın yoktu. Tuvalette birkaç dakika kaldıktan sonra zile bastım, gardiyan gelip tuvaletin kapısını açtı. Tekrar hücreme geldim, ”Türkçe sesli yayınlar tam gaz devam ediyordu.” (Aytunç Altındal alıntı) zihin kontrolü vakası, kendisinden yardım isteyen buna maruz kalmış bir Türk ister istemez bu zihin kontrolü meselesi gündeme gelince, bir  dünyanın sonuna yakın DECCAL’in de bu tip yetenekleri olduğu,  zihnimizi meşgul eder oldu.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.