Rabbani yol, hidayete layık olanı kendine çeker; yol onun görüşü için güzelleştirilerek görmesine açılır; böylece davet yerini bulmuş, yolcu yola düşmüş olur. Dostum, güneşe bak, toprağa bak, suya bak, buluta bak; fakat arkana bakma. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de… Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez. Yolcuya bakıp, yolunu tanıma. Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver. Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil; asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır; yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal

“en doğru yol: en dikensiz yoldur” diyenler seni aldatıyorlar. Onlar, karanlık evlerinde kaybettiklerini sokak lambasının altında arayan şaşkınlardır.

DOĞRU YOL

Aldırma ayağına batan dikenler, aradığın gülün habercisidir. Dikenine katlanmaktan söz edenler, aşıkmış gibi davrananlardır. Gerçek aşık olanlarsa, dikenini de sever. Dostum, yollar yürümek içindir. Fakat şu gerçeği de hiç unutma: yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir. Aldırma, yürü. Vahiy haritan, nebi kılavuzun, akıl pusulan, iman sermayen, amel azığın, sevgi yakıtın, ahlak karakterin, edep aksesuarın, merhamet sıfatın, şeref ve izzet adın olsun. Doğru yol: insanların çoğunun gittiği yol değildir, düşünen öz akıl sahiplerinin yoludur. Yolda vereceğin her molayı öz eleştiri durağında vermelisin. Unutma, tevbe özeleştiridir. Her molada yolda olup olmadığını, yürümen gereken menzil istikametinde yürüyüp yürümediğini kontrol etmen, pişman olmaman için elzemdir. Yön tayini sık sık gerekli olabilir. Haritayı saklayabileceğin en güvenilir yerin yüreğindir… Yolculuğumuzun; karanlıklardan aydınlığa, haramlardan helallere, dünyadan cennete olabilmesi dileği her daim kalbimizde: “Ey kalplerimizi evirip çeviren Allah’ım, kalplerimizi senin yoluna çevir ve o yolda sonuna kadar sabit kıl!”

Yolları yolcular mı güzelleştirir ya da çirkinleştirir? Üzerinde yürünen yol yolcusuyla kirlenir ya da temizlenir ya da kararır ya da aydınlanır?

EN MÜTEVAZİ YOLCULUK 

Ayakların yaralandığı, başların ağrıdığı, saçların ağardığı, gözü,gönlü,ruhu kalbi aydınlatan yolda yürüyen yolcu! Yoldaşın kim? Yoldaşın seni ileri mi geri mi çekiyor?

Kalbim “ileri, ileri,” nefsim “geri, geri!” diyor. Bir de yolda giderken koluma girenler var. Koluma girenler de… “Ey peygamber! Eğer insanlar senden yüz çevirirse, sen de ki: Allah bana yeter. O’ndan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. Ben O’na tevekkül ettim. Yüce arşın Rabbi de o’dur.” (Tevbe: 129) ayeti ve Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin “Evet, evet, Sivrisinek tantanasını kesse, balarısı demdemesini bozsa, sizin şevkiniz hiç bozulmasın, hiç teessüf etmeyiniz!” sözleri yetiyor. Mutedil, ifrat ve tefritten arınmış, inişi çıkışı olmayan, hep aydınlık, karanlıktan hoşlananların karartmaya çalıştığı, üzerinde yürüyemeyenlerin dikenli dediği… Öyle bir yol ki, sakin sessiz. Mütevazı, gösterişten, alayişten uzak. Yürüyene sekinet, yürümeyene korku salan. Hedefe en kısa yoldan ulaştıran, çetrefilden, alacakaranlıktan uzak, berrak mı berrak, nurlu bir yol.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.