Türkiye’nin 90 yıldır tartışığı konulardan biri de hilafetin kaldırılmış olmasıdır. Kimine göre kesinlikle kaldırılması gereken bir kurum kimine göre ise Türkiye’nin uluslararası siyasette kullanabileceği bir enstrümandı. Kurtuluş Savaşı yıllarında hilafet Ankara için de çok önemliydi. Zaten meclisin Ankara’da açılma gerekçesi olarak İstanbul’un işgal edilmiş olması ve hilafetin kurtarılması gösterilmişti. Bu aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nı yapan halka verilmiş de bir sözdü. Büyük Millet Meclisi kurulur kurulmaz yayınlanan beyannamede ise İslam Dünyası’nın Kurtuluş Savaşı’na maddi ve manevi destek vermesi istenmiş hatta bunun Müslümanlar açısından halifeliğe sadakat borcu olduğu ifade edilmiştir. 1922’nin sonlarına kadar bu anlayış devam etti. Daha sonrası ise herkesin malumu…

ATATÜRK DÖNEMİ HİLAFET

İlkokul kitaplarında Mustafa Kemal’in şahsi olarak Milli Mücadeleyi düşündüğü ve padişahtan habersiz, gizlice Anadolu’ya geçtiği anlatımları yer aldı. Gerçeğin böyle olmadığı akademik çalışmalar yapıldıkça ortaya çıktı. Yakın zaman kadar resmi tarih anlayışı bu çerçevenin dışına çıkamadı. Bu ezberlerin dışında çıkan Milli Mücadele’nin birinci dereceden tanıklarının hatıraları da 1950’lerden sonra yayınlanmaya başladı. Fakat bu dönemde de Atatürk’ü Koruma Kanunu çıkarıldı. Kanun çıkarılırken ilmi çalışmaların kanun kapsamında yer almayacağı söylense de öyle olmadı. Bugün resmi tarih üzerinde daha rahat bir çalışma ortamı olsa bile siyasi havanın değişmesiyle Atatürk’ü Koruma Kanunu devreye sokulup yazan ve çizenlerin üzerine baskı unsuru olarak kullanılabilir. Bu nedenle de akademi uzun yıllar bu alana girmedi. Yerlerini popüler tarihçiler aldı…

 SALTANATSIZ HİLAFET

Rusya’da ihtilal yapıldığında eski rejimin sahipleri öldürüldü. Bu açıdan biz Rusya’dan daha insaflıyız! Ancak Avrupa’daki hanedan değişikliklerinde insanlar bizdeki kadar mağdur edilmedi. İnsanlar hayatlarını geçindirecek kadar imkanlara sahip olarak ülkelerini terk ettiler. 1924 İngiliz raporlarında “Ankara hanedanın nasıl geçineceği konusunda herhangi bir önlem almadı.” değerlendirmesinde bulunuyor. Düşman ülke bile bu tespiti yapıyor. Hilafetin ilgasından önce de Abdülmecid Efendi Ankara’ya göndermiş olduğu mektupta mealen;

“Bizim Avrupa’da akrabalarımız yok. Bizi yabancı ülkelerde düşmana el açar duruma düşürmeyin çok acı hakikat bu saltanat ilga edilirken meclis içindeki ve dışındaki ulema tarihte saltanatsız hilafetin olabileceğinin örnekleri göstermişler ve saltanatın kaldırılmasına cevap vermişlerdir.

1924 yılına gelindiğinde ise saltanatsız hilafetin Vatikan’a benzeyeceği söylenip itiraz edilmiştir. Halifeliğin kaldırılmasından sonra İslam dünyasının çeşitli yerlerinde halifeti canlandırmak teşebbüsleri olmadı değil. Fakat yaşatılamadı. Büyük kitleler tarafından hüsnü kabul görmedi. Halifelik donduruldu. İleride ne olur bilemeyiz…

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.