DAĞ BAŞINDAKİ GARİP MEZARLAR

On sekizinci asır şairlerinden Dolmabahçe’li Ahmed Efendi zarafeti, nüktedanlığı ile tanınmış bir zattı. Esmerliğinden ötürü şiirlerinde « Siyahi » mahlasını kullanırdı. Güzel yazı yazar, musikiden anlar, marifetli adamdı, kibar ve rical konaklarındaki yaran toplantılarında aranılır, beklenir sohbete iştira-ki meclislere bir parlaklık verirdi. O asrın tanınmış ricalinden Kaptan-ı Derya Küçük Kılıç Ali Paşa, siyahi Ahmed Efendinin velinimeti yerinde hamisi idi. Paşa Trabzon valisi olunca, Siyahi Ahmed Efendi’yi de beraber götürdü. Boğazdan çıktıktan az sonra bindikleri küçük gemi müthiş bir fırtınaya tutuldu, güçlükle Ağva sahillerine sığındılar. Kırda çadır kurup denizin yatışmasını beklerken Siyahi ile arkadaşları etrafta bir gezintiye çıkmışlardı. Dağ başında, ıssız bir köşede birkaç mezar gördüler; şair güldü, mezarlara hitaben : « Hey biçareler!… Şile kasabası buraya yakındır .. Ne vardı burada ölecek… Biraz dişinizi sıkıp bir şenlikli yerde gömülseydiniz ya!…» dedi. Fakat, çadırına döner dönmez müthiş bir titreme ile yatağa düştü ve o gece öldü. Arkadaşları, Siyah! Ahmed Efendiyi götürüp o dağ başındaki kabir erin yanına gömdüler…

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.