İNİŞLER-ÇIKIŞLAR

Tasavvufta insanın gerçekleştirdiği içsel yolculuk, yatay bir yolculuk şeklinde cereyan etse de, dikeyliğe bağlı bir yükselme ve yücelmeyi hedefler. İnsanın Cennet’ten indirilmesi konusu da buna ışık tutmaktadır. Dünya kelimesinin “en alçak yer” anlamına geliyor olması bize, insanın “dip noktaya indirildiği dikey bir yolculuğu işaret etmektedir. Bir boyutu ile olumsuzlukları ve itibar kaybını gösteriyor olsa da bu dikey iniş aslında bunun tam tersi olan dikey çıkışı da imlemektedir. Zira çıkmak için inmek zorunlu bir durumdur. İnsanın çok yücelere çıkabilmesi için en dip noktayı idrak ve tecrübe etmesi gerekmekteydi; öyle de olmuştur.

Yeryüzüne indirildiğinde “bir hatanın olması şöyle dursun, Adem’in düşüşü onun kurtuluşu ve şerefi olmuştur. Böylece Adem’in düşüşünün sebebi olarak “Kuran Allah’ın Adem’i yaratmadaki gayesinin yeryüzünde bir halife meydana getirmek olduğunu açıkça ifade eder. Eğer Adem (insanlık) Cennet’te kalmış olsaydı halife olamazdı.” Sonuç olarak “gerçek aşk, sevgili uzakta olduğu zaman daha da yoğunlaşarak kendisini kanıtlar.

  VE DÜŞÜŞLER

Öyle ki aşk,gazap ve şiddet isimlerinin etkilerini tecrübe etmelidir; zira Allah’ın uzaklığını izhar eden bu isimlerdir. Bu dünyada ve Cehennem ’de bu ilahi isimlerin etkisi keder, acı ve ızdıraptır. Aynı zamanda Allah dünyanın renkliliğinden, güzelliklerinden, çekici biçimlerinden yani dünyanın her türlü aldatıcılığından kahramanları korumak için onları çöllere, karanlık ormanlara, boş mekanlara ve hücrelere kapatır. Ancak yolda bulunan her taş onun için birer edip kesilir. Bulut ve şimşek ona birer hatip olur… Mayasında acı ve kederin olduğu bu çetrefilli yolda yolcu, imkansızlıklar içinde sevgiliye ulaşmak için insan üstü bir çaba sarf eder. İnsanın zor ve yorucu yolculuğunda bazen sığınak, bazen engel olarak karşımıza çıkan mekanların dönüştürücü ve olgunlaştırıcı yönleri bulunmaktadır.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.