Küreselleşen ve gelişen dünya , hızlı bir şekilde ilerlerken, insanlar dünyadaki değişimden ne kadar haberdarlar?

Bu soruların artık yaşadığımız bu çağın gerçekliğinden dolayı tekrar insanlara sorulması gerek. Doğanın, havanın, suların ve toprağın, dengesini ve işlevini bozan insanoğlu bu gerçekliğin ne zaman farkına varacak? İnsanlık çok hızlı bir şekilde ilerliyor gerek teknoloji, bilim, endüstri, sanayi  çoğu konuda hızlı bir şekilde ilerlerken insanoğlu, bazı gerçekleri görmezden gelemez ve doğa da bunun en büyük kanıtıdır. Onu yok ederek onunla barış içinde yaşamayı öğrenmeden, yolumuza devam edemeyeceğimizi ne zaman anlayacağız?

 Küreselleşmenin getirisi ‘KAPİTALİZM’

Kapitalizmin ve tüketen toplumun çığırtkanlığı her yerde kendini gösterirken, insanlar insanlık için, doğa için sadece tüketerek sonunun nereye varacağı gerçeğini görmezden gelemez. Kapitalizmin küresel bir şekilde her yerde baş göstermesi ve bu sürede insan sömürüsü, sadece tüketme, üretme anlayışı gelince, dönüp dünyaya insanlığın son haline bir daha bakmamız gerekiyor.

İnsan emeğinin sömürüldüğü makineleşmenin ve sanayinin hayatımıza tamamen hakim olması, bizim sonsuz istek ve arzularımız bizi son demeçte neyle karşı karşıya getirecek? İnsanın doymak bilmez aç gözlülüğü bizi daha nelerle karşı karşıya getirecek? Doğanın gerçekliğinin unutulduğu bu yüzyılda bizim sonu gelmez sömürü ve aç gözlülüğümüzün bedelini kim ödeyecek? Çoğu insanın hiçbir üretim işlevine katkısı olmadan, sanal hayattaymışız gibi davranıp sadece tüketerek, insanoğlunun yarını için hiçbir şey yapmadan durması daha ne kadar sürecek? Küreselleşen dünya bir tarafı tamamen zenginleştirirken bir taraf için mezar kazmaya ne zaman dur diyebilecek? Bir taraf zenginliğin doruk noktasını yaşarken bir taraf sömürülerek, sefalet, açlık ve savaşa ne zaman dur diyecek? Dünyada herhangi bir gün ya da bir yılda yaşanan felaketlere karşı hiçbir şey yapabilecek durumda olmayan, insanlığın bir kısmı ne yapacak? Yaşadığımız yüzyılda sömürdüğümüz, açlığa ve yokluğa terk ettiğimiz insanlığa kim dur diyecek? İnsanlar ne zaman sadece kendileri için değil de başkaları için de bir şeyler yapmayı öğrenecek? Evet yaşadığımız bu yüzyılda bunlar bir şekilde oluyor. Sadece tüketerek kapitalizme destek veren insanoğlu, ne zaman alın terinin, emeğin, toprağın önemini anlayacak?

İNSANLIK SUÇU !

Bu seferki felaket Çin’de virüs şeklinde başladı ve şu an tüm ülkelerde görülmeye başladı. İsmi covid-19 virüsü olan bu virüs dünyayı tamamen durdurmuş gibi duruyor. İnsanlık yeni bir yıl yeni bir hayat beklerken, doğanın dikkate alınmaması, sadece tüketerek sömürü sistemine katkı vermesi, bizi yeni felaketlerle baş başa getirecek gibi duruyor. Yaşanılan bu olumsuz koşullar, felaketler, sömürü faaliyetleri…

Zenginleri, sömürü faaliyetlerinin tepesinde bulunan çoğu kimseyi etkilemezken, onlar bu felaketler yaşanırken gerçek halkın gözünden bu yaşam savaşını nasıl anlayacak? İnsanlık bu ve benzeri savaşları verirken dünyanın daha iyi bir yer olması ve gelecek nesiller için büyük bir çığ bırakmadan önce ortak yaşanılabilir ve herkesi kapsayacak bir dünya yaratmalıdır, yoksa kendi yıkımımıza birlikte adım atacağız. Evet dünya çok hızlı bir şekilde ilerliyor ve gelişiyor. Fakat göremediğimiz şey insanlık bu gelişmelerden ne kadar haberdar ve bu gelişmenin, ilerlemenin hızına ne kadar yetişebiliyor?

Peki yaşanan bu gelişmelere insanlar sosyolojik, psikolojik, ekonomik ve duygusal olarak ne kadar adapte oldular? Dünyadan, dünyadaki yaşanan gelişmelerden ne kadar haberdarlar? Buna günümüz gözüyle bakmak gerekirse, Dünyada yaşanan her gelişmeden haberdar insanoğlu ama çoğu gelişmeye seyirci kalmakla yetiniyor. Ortak bir acıyı ortak bir sevinci sadece teknolojik boyutlarla tepki veriyor. Yaşanan tüm gelişmelere baktığımızda dünya bu gelişmeyi çok ileri boyutlara taşıyabilecek durumda görünüyor ama bunu doğayı bir yerleri yakıp yıkarak yapamayacak. Yaşanan gelişmeler her ne kadar hızlı bir şekilde ilerlese de doğal dengeyi bozan insanoğlunun bunun farkına varması gerekiyor

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

1 Yorum

  1. DÜNYA KÜRESİ-KÜRESELLEŞME - Fikelam Kurgu Haber Sitesi

    […] Küreselleşme bilgi, eşya, sermaye ve insanların politik ve ekonomik sınırları aşan akışıdır. Küreselleşmeyle birlikte, fiziksel mekân idraklerimiz değişmektedir. ‘Coğrafyanın sonu ya da ‘mesafenin ölümü’ olarak adlandırılan bir süreçle hepimiz dünyanın küçüldüğünü hissediyoruz. Artık daha fazla insan daha sık seyahat etmekte; elektronik iletişim dünyanın uzak bölgeleri arasındaki mesafeyi kaldırmaktadır. ‘Zaman-mekân sıkışması’ (Harvey, 1997) olarak da isimlendirilen bu durum sayesinde fikirler, kültürler ve değerler dünya ölçeğinde yayılmakta, film ve diğer medya aygıtlarıyla kültür transferi yapılmakta ve politik fikirler bütün dünyaya nüfuz edebilmektedir. Bugünün dünyasının, kapitalist ekonomik sistemin gücünü pekiştiren bir küreselleşme tarafından şekillendirildiği düşünülmektedir. Kavram üzerinde tam bir fikir birliği olduğunu söylemek güç: Kimileri için küreselleşme dünyanın Batılılaştırılması, kimileri için kapitalizmin yükselişi anlamına gelmektedir. Kimi yazarlar küreselleşmenin bir tek tipleşme yarattığını dile getirirlerken, başkaları artan melezleşme ile çeşitlilik ve farklılığa izin verdiğini söylerler. Kimi kuramcılar küreselleşme ile moderniteyi eş tutarlar. Öte yanda ‘küresel çağın moderniteyi izleyen ve ondan tamamen farklı bir çağ olduğunu dile getirenler de vardır (Kellner 1999)Küresel kültürü taşıyan iki önemli araç, bilgisayar ve iletişim teknolojileridir. Medya teknolojilerinin çoğalmasıyla dünya bir ‘küresel köye dönüşmüştür: Dünyanın farklı bölgelerindeki insanlar TV ekranından Akdeniz olaylarını önemli spor ve eğlence olaylarını izleyebilir, aynı reklamlara maruz kalabilirler. Bütün bunlar bir şekilde kapitalist modernizasyonun ilerlemesine hizmet ederler. Küresel bilgisayar ağlarına giren pek çok kişi de bilginin, fikirlerin ve imgelerin dünya boyunca değişimini ve yayılmasını sağlayarak, zaman ve mekân sınırlarını aşabilirler. Küresel kültür yaşam biçimi, ürün ve kimlik pazarlamaktadır. Ulus aşırı (transnational) şirketler yerel pazarlara nüfuz ederek küresel ürünler satmak ve yerel direnci kırmak isterler, reklamcılık bunun için vazgeçilmez bir silahtır. Uydu ve kablo yayınlarıyla tüm dünyada ticari bir kültür yaygınlaştırılmak istenmektedir. Yeni teknolojilerin yayılması da toplum üzerinde çeşitli etkiler yapmakta, söz gelişi kol gücünün önemi azalmakta, daha esnek üretime geçilmekte ve üretimin kendisi ulus aşırı bir nitelik kazanmaktadır. ‘Yeni küresel iletişim otoyolu kimilerince kutsanmakta, kimilerince de yeni bir kültürel sömürgecilik dalgası olduğu gerekçesiyle eleştirilmektedir (Kellner 1999). Küresel iletişim ağlarıyla coğrafyanın sonu ilan edilmektedir. Küresel çağda sermaye ve enformasyon hareketlerinin hızı elektronik sinyalin hızıyla eşit olduğunda, mesafenin alt edilmesi anlık bir şey haline gelir ve mekân maddiliğini, hareketi yavaşlatma, durdurma, ona direnme ya da başka bir yoldan kısıtlama yeteneğini yitirir (Bauman 2000).Öte yanda küreselleşen medya hepimizi birer antropolog haline getirmektedir, oturma odalarımızda kahvelerimizi yudumlarken, bütün o Ötekilerin dünyasını ekranda izleyen antropologlara dönmüş bulunuyoruz. FİKELAM […]

    Cevapla

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.