İNGİLTERE’DE GİZLİ TERÖRİZM

Günümüzde, Batı Dünyasında özellikle İngiltere’de ve A.B.D.’de gizli terörizm sıkça kullanılmaktadır. Bu terörizm, mesela halka açık
bir mekanda bir bomba patlatılarak yüzlerce masum insanı ya da doğru veya yanlış bir şekilde- suçlanan aşırı uçlardaki politikacıları öldüren veya yalanlayan tipte bir hadise değildir.

Bu hadise temelde, çok sayıda masum insanın uzak bir bölgeden ferdi veya kitlesel olarak sistematik bir şekilde, fiziki ve ruhi saldırıya
maruz kaldığı bir hadisedir. Bu silahların sahip olduğu esas güç, kurbanların saldırıya maruz kalırken, bunların dış kaynaklar tarafından yapıldığının farkında bile olmamaları ve bu sebeple de kendilerini koruyacak hiçbir imkana sahip olmamalarıdır.Bu saldırılar, böyle bir saldırıdan hiç şüphelenmeyen kurbanlarda:
Beyin ve sinir sistemi hasarı, kalp çarpıntısı, hızla ilerleyen kanser, intihara varan şiddetli depresyon gibi sayısız değişik emarelere sebep olabilir. Gerçekten de herhangi bir duygusal, zihni veya duyarlı algılama suni olarak oluşturulabilir ve kişi nerede olursa olsun uzak bir yerden olumsuz yönde manipüle edilebilir (yönlendirilebilir).
Bu teröristler kimlerdir? Bunların toplumun masum fertlerini gizli bir şekilde öldüren ve sakatlayan silahları nelerdir? Bu silahların kullanımı niçin halkın bilgisi dışındadır?

Cevap basittir. Bu teröristler, gerçekte İngiltere’de çalışan istihbarat ajanlarıdır. Evet bu doğrudur. Bunlar büyük ihtimalle toplumumuzu
terörist saldırılardan korumak için var olan aynı istihbarat ajanlarıdır.İlk açığa çıktığında tuhaf ve inanılmaz olduğu kadar, şu bir gerçektir ki, bu silahlar mevcuttur ve toplumumuza karşı kullanılmaktadır. Bu gerçek kendilerine “psikotronik” saldırılar yapıldığını iddia eden çok
sayıda kişinin iddialarıyla beraber tetkikler sonucu elde edilen delillerle desteklenmektedir.

İngiltere’de, MIT (Askeri İstihbarat), M.D (Savunma Bakanlığı), G.C.H.O (Genel Haberleşme Karargahı), ve Menwith Hill, NurthYorkshire’de üslenen A.B.D Ulusal Güvenlik Teşkilatı, İngiliz halkının üzerindeki bu gaddarca saldırıların esas suçlularıdır.Bunların kullandığı silahlar, ticarette öldürücü olmayan silahlar veya sessiz silahlar olarak vasıflandırılmaktadır. Bu silahlar yeni değildir.

50 yıldan daha uzun süredir bunlar operasyonlarda ve toplumun masum bireyleri üzerinde ve mücadele’de kullanılmaktadır. Rusya Ordusu, 50’li yıllar boyunca yüksek standartlı teknoloji kullanarak günümüzde “Psy-Ops Mücadelesi” olarak adlandırılan hadisede ilk liderdi. Bu sessiz silahlar Rusya Ordusu tarafından kendi ülkelerini savunmak için geliştirildi. Fakat bunlar durumdan şüphelenmeyen Rus halkı üzerinde deneyler yapılarak mükemmelleştirildi. Bu aşırı olumsuz ve otoriter anlayış dünyada “sessiz silah” teknolojisinin liderleri olan ve bunu inanılmaz seviyede geliştiren İngiliz ve Amerikan askeri ve polis istihbarat ajanlarının hiyerarşik yapısı içinde bugün hala mevcuttur.

“Uzaktan beyin kontrolü” ile davranış değiştirme deneyleri ve mevcut statükoyu değiştirmeye çalışan insanlara karşı suikastler yapılması için, günümüzde birçok masum ve habersiz insan, kitlesel veya ferdi olarak bu zihniyetin neticelerinden zarar görmektedirler.Düzen tarafından istenmeyen ve bu sebeple de gözden çıkarılan insan grupları olabileceği gibi, herhangi bir kişi de “istihbarat ajanları”tarafından “uzaktan beyin kontrolü” deneyleri için hedef olabilirler.

Bu hedefler içinde etnik azınlıklar da vardır. Fakat “hedefler” sadece bunlarla sınırlı olmayıp, psikolojik olarak dengesiz kişiler, mahkumlar,
suçlular, yabancılar, cinsel sapmaları olanlar, uyuşturucu bağımlıları ve ölümcül hastaları da içermektedir.

Suikast teşebbüslerinde bu sessiz silahların asıl kullanılma sahası, düzenin statükosunu bozmaya çalışan veya çalışabilecek herhangi bir kişiye-kişilere karşıdır. Bu, “hassas” sahalardaki ve medyada normal olarak açıklanamayan- bilgilere ulaşan ve bunları açıklayan kişileri de kapsar.

Askeri ve polis istihbarat personeli ve karanlık devlet görevlerinde çalışan fakat bu organizasyonların gerçek gündemini gören ve onların hareketlerini sorgulamaya başlayan kişiler de suikast “hedefleri”arasında yer alır.Buna misal olarak, “intihar eden” veya “esrarengiz şartlarda” ölen 30 veya daha çok sayıdaki, Marcuni’de çalışan bilim adamları gösterilebilir. Birçok araştırmacı, bu öldürülen bilim adamlarının, gerçekte, topluma karşı davranış kontrolünde kullanılan, “Uzaktan Mikrodalga Beyin Kontrolü Teknolojisini” mükemmelleştirmeyi hedefleyen, “karanlık” hükümet projesinde çalışan kişiler olduklarına inanmaktadır.

80’Lİ YILLARDA NÜKLEER SİLAHLARA KARŞI PROTESTO!

Bu bilim adamlarının, insanlığa yapabileceği kuvvetli etkiden korkarak, kendi projelerinin gerçek gündemindeki hiyerarşilerini sorgulamaya başladıklarına inanılmaktadır. Bu bilim adamları, ironik bir şekilde, kendi geliştirdikleri “Uzaktan Beyin Kontrolü” silahlarıyla sistematik biçimde suikasta uğradılar.Bir başka misal, 80’li yıllarda nükleer silahlara karşı protesto eylemlerinde bulunan Greenham Genel Kadınları’na yapılan ve çok iyi bilinen gaddarlıktır. Bunların, barış protestoları esnasında, mikrodalga ışımayla, yanıkları, şiddetli baş ağrılarını, göz hasarlarını, geçici felçleri ve kanseri de içeren çeşitli saldırı emarelerine maruz kaldıkları belgelenmiştir. Bunların bir çoğu saldırılar sebebiyle ölmüştür.

Halkın büyük çoğunluğu “davranış kontrolü” gayesiyle, kendilerine karşı bu silahların kullanıldığından haberdar olmadığı için, “Uzaktan Beyin Kontrolü Silahları” çok güçlüdür. İstihbarat Ajanları bu gerçeği iyi bilmektedirler ve bu sebeple de, bu bilgiyi toplumun gözünden uzak tutmak için ellerinden gelen her şeyi yapmaktadırlar İstihbarat Ajanları bu gerçeği açıklamak isteyen kişilerin de itibarını yok etmek için çaba sarf etmektedirler.

Yıllardır askeri ve polis istihbaratı, “Uzaktan Beyin Kontrolü” silahlarının varlığını inkar etmek için halka yalan söylediler. A.B.D. Ordusunun “Körfez Savaşı” sırasında toplu halde Irak taburlarına karşı, “Uzaktan Mikrodalga Beyin Kontrolü Silahlarını kullandığı, medya (Discovery Kanalı) tarafından topluma açıklandı. Daha da önemlisi Channel 4 televizyonunda yayınlanan (Büyük Birader’in Sevgisi İçin) isimli belgeselde, İngiltere istihbarat ajanlarının toplumun bir bölümünü bu silahlarla hedef aldığı gerçeği gösterildi. İstihbarat ajanları bu öldürücü olmayan silahların varlığını artık inkar edememelerine rağmen, hala bu silahların, sürekli olarak ve artarak toplum üzerinde, “Uzaktan Beyin Kontrolü Deneyi”, “Davranış Manipülasyonu” ve “Suikast” için kullanıldığını inkar etmeye devam edeceklerdir. Yalnızca toplumun büyük çoğunluğu sonunda bu gerçeği gördüğü zaman, bu askeri ve polis istihbarat hiyerarşisinin otoriteci ve vahşi zihniyetinin, toplumumuzu gizli olarak idaresi altına almasını önleye-bilecek miyiz?… “Uzaktan Beyin Kontrolü Silahlarının varlığı ile ilgili gerçek aydınlığa çıktığı zaman, bunların bizim masum toplumumuza karşı kullanılmasını ilgilendiren gerçek de ortaya çıkacaktır. Bu yalnızca bir zaman meselesidir.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.