CİNLERİN İSTİHBARATTA KULLANILABİLİR GÜÇLERİ

Evet Metafizik istihbarat’a dair basit birkaç örnekten sonra gelelim cinler’in istihbaratta kullanılıp kullanılamayacağına. Öncelikle şu bilinmeli ki, Cin, Anadolu’da anlatıldığı gibi ters ayaklı,uzun kulaklı, yarı insan-,yarı gayrı insan bir mahluk değildir. Manyetik bir bedene sahiptirler. İstedikleri şekle girebilirler. İnsanların beynin elektromanyetik sinyaller yollayarak onlara çeşitli fikirleri ilka edebilir, vehimleri veya hayal güçleri üzerinde tasarruf ederek var olmayan şeyleri varmış gibi gösterebilirler.

Türk insanının kafasındaki “cin” anlayışı değişmedikçe, değiştirilmedikçe, halk, metafizik çalışmalara daima şüphe ve alaycı bakacaktır. Ama hiç yoksa “cin” diye tabir edilen elektromanyetik varlığın, garip bir mahluk olmadığı anlatılmalıdır. Cinlerin madde üzerinde ışınsal yakma güçleri vardır ve bir nesneyi  göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir kaç saliselik süre içinde yüz binlerce km öteye taşıyabilme gücüne sahiptirler. Kur’an’da anlatılan ”Belkıs’ın Tahtı” meselesi bu konuya uyan ve son derece ilginç bir örnektir. “Cin” Arapça bir kelime olup, lügat manası “örtülü”, “kapalı” demektir ve madde ve fizik ötesi varlıklardan biridir. 700- 1000 yıl gibi uzun süre yaşayabilirler. Bu nedenle de asırlar önce meydana gelmiş olaylardan haber getirebilirler. Gizli servis NSA, Genelkurmay Başkanlığı ve CIA uzaktan görüşün istihbarat aracı olarak faydalı olduğunu rapor etmişlerdir.

CİNLER NASIL VARLIKLARDIR?

Cinler, melekler ve şeytanlar gibi akıl ve duyu organlarımızla kavrayamadığımız, görünmeyen bilinmeyen varlıklardandır. Yeryüzünde yaşadıkları gibi göğe de yükselebilirler. Bizim anladığımız manada ateşsel değil ışınsal yaratıklardır. Işığın enerjiye dönüştürülmesinde sağlanacak ilerlemelerle birlikte onlarla ilgili bir sır perdesinin de kalkması beklenilmektedir.

Yeryüzündeki çalışmaları devam etmekle beraber, Hz. Muhammed’ten sonra sonra gökyüzüne çıkıp bilgi edinme girişimleri, koruyucu melekler ve delici alevlerle engellenmiştir. Günümüzde laboratuvar düzeyinde çalışmaları yapılmakta olan, eşyanın ışınlanmasına dair bilgiyi onlar bundan üç bin yıl önce elde etmişlerdi. Geçen bu kadar süre içinde teknolojilerinde ilerleme kaydetmedikleri düşünülemez elbette. Cinler, şua ve enerji gibi varlık olduklarından, vücudun her tarafına nüfuz edebilme kabiliyetini haizdirler.

Cinler, bir insan vücudun en iç organlarına kadar nüfuz edebilir ve orada bir kısım hastalıklara sebep ya da o hastalıklara engel olabilirler. Ancak onların, bu özelliklerinden istifade etme niyetiyle tedavi gibi hususlarda kullanılması, o mevzudaki metot ve kıstasları kendi dünyalarına ait olacağından çok defa tehlikeli olabilir.

Kur’an-ı Kerim’de “Ant olsun biz, insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık. Cin’e gelince onu da (insandan) daha önce, nüfuz eden kavurucu ateşten yarattık” buyruluyor. Bu ayet iki gerçeği haber veriyor. Birincisi, dünyada insandan önce cinler yaşıyordu. İkincisi de cinler nüfuz eden ve gözle görülemeyen latif yapılı varlıklardır. Nitekim yine Kur’an-ı Kerim’de Araf Sure’sinin 27. Ayetinde şöyle buyruluyor:
“Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. İnsanlarla cinler arasındaki hayat ve fikir benzerliğinin yanında, bu iki tür varlık arasında zaman ve mekan buudu bakımından ciddi bir farklılığın bulunduğu da bir gerçek. Şüphesiz bu farklılıklardan biri, insanoğlunun ulaşamadığı bazı noktalarda cinlerin istihdam edilebilmelidir.

Kur’anı Kerim’in haber verdiği üzere, Hz. Süleyman döneminde bu iş, peygamber eliyle yapılıyordu. O günden bu yana da insanlar, sürekli cinlerden istifade yollarını araştırmaktadır. Günümüzde bu çalışmalar ferdi gayretleri aşarak bazı devletlerin meşguliyet alanlarından biri haline gelmiştir. Evet günümüzde bu konuda ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Görülen odur ki, geleceğin süper devletleri birbirlerine karşı verdikleri kavga ve mücadelede, cinleri kullanacak ve böylece başarı oranlarını artırmaya çalışacaklardır. Aslında bu bir teshir ve istihdam meselesi olduğundan, şartlar yerine getirildiğinde cinler, her zaman insanlara yardımcı hale gelebilir ve en ağır işlerde bile istihdam edilebilirler.

KURAN-I KERİM’E GÖRE CİNLERİN VARLIĞI

Kur’an-ı Kerim, Hz. Süleyman’a ait mucizeleri nazara vererek bu hususa, açık-kapalı pek çok işaretlerde bulunur ve onları en verimli en ileri seviyede kullanma yollarını öğretir. İşte bu ayetlerden bazıları: “Onu (Süleyman) için denize dalan ve bundan başka işler yapan bazı şeytanları da emrine vermiştik. Onlar, bundan başka işler de yapıyorlardı. Hepsini gözeten bizdik” Hz. Süleyman kendisine verilen bir mucize olarak cinleri istihdam ediyordu. Bu cinlerden bir kısmı ki Kur’an-ı Kerim onlara şeytan demektedir.

Dalgıçlık işinde fevkalade becerikliler. Bu dalgıç cinler, Hz. Süleyman hesabına çalışıyor ve insanların ulaşmaları çok zor derinliklere dalıp, denizlerin zenginliklerini çıkarıyorlardı. Hz. Süleyman “Ona dilediği gibi kaleler, heykeller, havuzlar kadar (geniş) leğenler, sabit kazanlar yaparlardı.” (Sebe Suresi 34/13) ayetinde işaret edildiği gibi, istediği her şeyi cinlere yaptırabiliyordu.

CİNLERİN İSTİHBARATTA KULLANILMASI

Devletler arası haberleşme alanında cinleri kullanmak, hem daha süratli, hem daha emin bir yol olabilir. Bilhassa bir kısım gizli haberleşmelerde, telsiz, telgraf veya telefonların şifre ve kodlarının çalınma ihtimaline karşılık, cinlerin kullanılmasında böyle bir rizikosöz konusu olmayacaktır. Bu yönüyle cinler, geleceğin belki de en emin habercileri olacaktır. Ancak cinleri bu şekilde istihdam ederken, insanın aklına , acaba sırlarımızı tevdi edip cinleri ulak olarak kullanırken, onlara tam güven duyabilir miyiz?…

Hem onlar şuurlu, iradeli varlıklar olduklarından bir gün canları sıkılıp bu kadar kullanılmanın intikamını bizden almazlar mı? sorusu akla gelebilir. Kur’an-ı Kerim bu soruya cevap mahiyetinde “Biz onları onun emrinde tutuyorduk” buyurmaktadır. Yani onlar isteseler de Hz. Süleyman’ın emrinden dışarı çıkamıyor ve ona ihanet edemiyorlardı. Adeta ister istemez ona itaat etme mecburiyetindeydiler.

Demek ki onları elde tutacak, itaate kodlayacak bir şifre vardı. Bu şifre elde edildiğinde, cinler söz dinleyen birer nefer haline gelebilirler. Belki de, geleceğin insanını en çok meşgul eden husus, bu şifreyi elde etmek olacaktır.Cinler gayet süratli varlıklar oldukları için, çok uzak mesafelere çok kısa zamanda gidip gelebilirler ve gittikleri yerlere ait bazı haberleri normal olarak getirebilirler. Yani cinler haber toplamada istihbaratta kullanılabilir. Tıpkı CIA, MOSSAD ve KGB’nin yıllardır kullandığı gibi…

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.