Bu yazı, büyük bir hayatın küçük özetidir. Eğer çok severseniz çok yazarım, Cem’i çok severim.. Eminim sizde anlasanız çok seversiniz..

Başlıyoruz..

Yıl Miladi 1459.. O zamanlar avrupa barbarlığın doruğunda, Endülüs bu barbarlar tarafından talan ediliyor ( zaten 30 yıl sonra yıkılacak), Papa iğrenç şekilde halkı zulum altında tutuyor. Endülüs’e giren Avrupalı barbarlar sadece soygun ve talan peşindeler. Aklınıza gelebilecek her düzenden yoksun bir anlayış hakim. Kirlilik, barbarlık, sömürücülük ve zulüm içinde geçmiş binlerce yılın ardından büyük bir mağduriyet Avrupa’nın neredeyse tamamını esir etmiş durumda. Osmanlı sert bir sınır politikası ile Cenevizli tüccarlar hariç kimseye kapılarını açmıyor. Yani halk sıkışmış ve ezilmiş durumda. Anlamanız için örneklendiriyorum; neredeyse her kadın başkaları ile para karşılığı birlikte oluyor, hatta karşılaştığım bir arşivde bugünkü Fransa ve İrlanda topraklarında “kadınlara bir patatesten fazlasını verip birlikte olunduğunda kadınlar kendilerini asil sanmaya başlarlar” diye bir not okumuştum. tüylerim diken diken olmuştu.. İşte bu sene yani Miladi 1459 yılında II.Mehmet ve Çiçek Hatun’dan dünyaya geldi CEM..

Cem ve Fatih Sultan Mehmet

4 yaşında eğitimine başlayan Cem, 10 yaşına geldiğinde Rumca ve Fransızca dahil 6 dili çok iyi düzeyde konuşmaya başlamıştı. Mükemmel düzeyde Din bilgisi ve çevik zekasıyla nasıl bir yıldız olduğunu göstermeye başlamıştı. Fatih Sultan Mehmet Han, Devletin yoğunluğundan sıyrılıp muhtelif zamanlarda Cem ile özel olarak ilgileniyor Roma’dan aldığı yönetim geleneklerini Cem ile tartışıp O’nu kendi ahlakı ile ahlaklandırmayı amaçlıyordu. Bütün bunları hanedan geleneğine aykırı olarak yaptı. Hatta bunun evrağını paylaşırım Fatih Sultan Mehmet şöyle dedi : “Cem Veliahtımdır!!” .. İşte bu cümle size bu yazıyı neden yazdığımı anlatıyor.

Cem yetişti ve küçük yaşlarda büyük illerin valiliğini yaptı, Fatih Sultan Mehmet Han sıklıkla mektuplaşarak devlet erkanı ile ilgili kararlarınd Cem’e danıştı. Finans Politikaları, Azınlık Politikaları ile ilgli ateşli tartışmalara girdi. Cem bir çok konuda babasına feyz veriyor ve sultan olmak için her geçen gün dahada hazır hale geliyordu. Özellikle Venedik dukasının eritilip osmanlı dukasına çevrilme sürecinde Cem mükemmel ataklar önermiş ve Fatih Sultan Mehmet Han bunların tamamına uymuştur. Nitekim finans dünyası bu hamlenin arkasından köklü olarak taklit ile dünya parası politikasını benimsemiş ve Emperyalistlere oyuncak etmiştir. Bu cümleyi lütfen çok iyi anlayın çünkü bugün Dolar Euro savaşı, altın dengesizliği bunların hepsinin temelinde kötü ahlakın doğru politikaları silah haline getirmesi yatar. (Ekonomi PhD yaptım buda size tüyo olsun) Bunun dışında huzurun sağlanmasındaki bir çok kural CEM ve F. Sultan Mehmet istişarelerinin sonucudur. Benim tespitim Roma yı iyi anlamaları bu kadar net sonuçlar almalarını sağladı. Fakat bu önemli değil, bir görüşü modernize etmek büyük kafaların işidir.

Ne Demek İstiyoruz, Cem Sultan’ ın FiKelam’da İşi Ne?

Yukarıda yazdığım gibi Fatih Sultan Mehmet gibi hanedanın bence en büyüğü olan bir sultan, bütün gelenekleri hiçe sayıp yetiştirdiği oğlu, neden hiç tanınmıyor?

Cem’in en büyük şanssızlığı Sofu Bayezid yani abisi. Fatih Sultan Mehmet’ in modernist ve aykırı geleneklerini sevmeyen saray, Cem ile Osmanlı geleneğinin tamamı ile bu görüşe kayacağından korktuklarından II. Bayezid ‘in naif dindar hatta ağır tasavvuf kafasını tercih ettiler. Çok tarihi terminolojiye girmeyeceğim fakat Bursa savaşından sonraki 20 günde Osmanlı’yı bölelim dedi vs. konusunu uzun anlatmak lazım, Cem’in yüzde hudutsuz kere yüz haklı olduğunu sekiz profesöre ayrı ispatlarım. Konumuz şu; Cem esir edildi Rodos’a gitti ve işte film orda koptu. Çünkü korkak sofu kafasıyla Bayezid hem haraç veriyor hemde tapınakçıların Cem’ den feyz almasına ses çıkaramıyordu. Cem babasından aldığı muhteşem birikimi, mükemmel zekası ile harmanlıyor ve Avrupa’ yı yapılandırıyordu. Sıklıkla Papa’ ya götürülüyor kliseye akıl veriyor ve maalesef söylediği herşey Papa tarafından İncil ayetlerinden kıymetli tutuluyordu. Bu tamı tamına 17 sene sürdü.

Tarihsel akışta Avrupa artık bilgiyi kötüye kullanarak yağmacılığını daha yumuşak yollarla yapıp, klisenin halkla barışmasını sağlıyordu bunların hepsi Cem ile birlikte oluyordu. Kadınlar özgürleşiyor azınlıklar zulüm görmüyor. Savaşlar düzenli hale geliyor, totariterlik artık para ile yapılıyor ve asli hedef (finans politikaları gereği) hep Osmanlı oluyordu. Avrupa müessir milletler seviyesine hızla ilerliyor ve bunu Osmanlı’nın kanını emerek yapıyordu. Cem Sultan ise çaresizce ve hırsla buna alet oluyor ve bu akılsızları aklı ile beslemeye devam ediyordu.

Son söz; Eğer Fatih Sultan Mehmet Han oğlu Cem’i çok sevmemiş olsaydı. Cem aynı ahlakla ahlaklanmamış ve azıcık zeki olamış olsaydı. Bayezid karaktersiz olmasaydı Avrupa hala çöplük, halkı hala sokağa tuvaletini yapan barbarlar olarak kalacaklardı.

Tabii ki benim fikrim.. Ama Uğur Mumcu‘nun çok sevdiğim ve inandığım bir sözü ile bitireyim; “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz“..

Görüşelim, Aksatmayalım..

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.