Daha iki yüzyıl önce Tatar hanlıklarına boyun eğdirip komşusu olan ve sürekli güçlenen Rusya tehdidini. 18. yüzyıl sonundan itibaren hisseden Buhara öncelikle, ordusunun zayıflığı nedeniyle büyük ölçüde doğal engellere dayanan savunmasına güveniyordu: batı, kuzey ve güneyde bozkırlar ve çöller, doğuda dağlar. Bu nedenle de en korktuğu şey Batılıların, özellikle de Rusların sınır bölgelerini keşfe çıkması, yolları öğrenmeleri, su noktaları arasındaki mesafeleri ölçmeleri, hayvanlar için ot bulma olanaklarını araştırmaları, vb. şeylerdi. Her yabancı seyyahın Rus ya da İngiliz istihbaratının ajanı olmasından kuşkulanılıyor, herhangi bir Avrupa devletinin resmi temsilcileri gözetim altında tutuluyor ve en küçük bir not almaları bile yasaklanıyordu.

Seyahatnamelerde bu yasaktan sık sık yakınan seyyahlar, kimi zaman karşılarındakileri atlatmak için hileye başvursalar da, bu yasayı çiğnemekten sakınmışlardı. Örneğin 1820’de şehre sızan bir Alman doğabilimci, Eduard Aleksandrovitch Eversmann, notlarını geceleri, gizli gizli yazmak zorunda kalmıştı. 1831 ‘de hanlığa giren ilk İngiliz kaşif, Üsteğmen Alexander Burnes daha şehre adımını atar atmaz kendisine kalem ve mürekkep kullanmanın yasak olduğu belirtildi. 1835’te, birlikte yolculuk ettiği Buharalı tüccarlar tarafından sürekli gözetlenen Savoia asıllı Rus ajanı Jean-Jacques Pierre Desmaisons ancak gizli gizli not tutabildi ve genellikle yolculuğundaki en ilginç olayları belleğine kaydetmeye çalıştı. Yine de Sen Petersburg’daki üstlerine verdiği raporunda, yaptığı kırk beş günlük bozkır yolculuğu sırasında (Tatar topraklarındaki Orenburg’dan Buhara’ya), karşılaştığı en küçük su kaynağını, iki konaklama yeri arasındaki yürüyüş süresini, yakacak ve hayvanlar için ot bulma olanaklarını teker teker belirtmişti. Casuslukla suçlanan Macar Arminius Vambery’ye ise, Türkmen çölünün göbeğinde, iyi niyetini kanıtlaması ve “genelde Frenkler”in üzerinde bulunan “çizim, tahta [kurşun] kalem” gibi şeyler bulundurup bulundurmadığına bakılması için üstünün aranmasına izin vermesi emredilmişti. Daha sonra “yollara ve ülkenin genel görünümüne ilişkin gizlice hiçbir not almamaya” yemin ettirilmiş, yoksa çölün ortasında terk edilmekle tehdit edilmişti. Vambery hileye başvurmak zorunda kaldı; anılarını üzerindeki Buhara paltosunun kalın yünleri içine gizlediği yapraklara yazdı. Ayrıca boynunda asılı bir kesede taşıdığı mushafın sayfaları içine de iki beyaz yaprak gizlemişti…

Siyasi çıkarlar bir yana, Buhara’ dan başka hangi şehir bilginleri ve maceracıları bir mıknatıs gibi kendine çekebilir, onların şehrin hiç değilse birkaç sırrına erebilmek için akla gelebilecek her türlü kurnazlığa başvurarak, bozkırları aşmalarını ve hanların öfkesine meydan okumayı göze almalarını sağlayabilirdi? Yasağın ve meçhulün çekiciliği ve fiziksel meydan okuma duygusu bunun için yeterli nedenleri oluşturuyordu. İran, Rusya, Hint İmparatorluğu ya da Çin’den başlayıp Buhara Hanlığında sonlanan kervan yollarında, 19. yüzyılda çeşit çeşit yolcu dolanıyordu. Bunların içinde en kalabalık grup Avrupa devletlerinin sefirleri ya da olağanüstü elçileriydi. Ülkeleri adına yolculuk ederken, bir yandan da istihbarat görevlerini yerine getiriyorlardı. Bunlara heyecan peşinde veya yasak şehir efsanesinden büyülenerek yollara düşmüş maceracıları da eklemek gerekir.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.