İSLAMİ ANLAYIŞ

Geleneksel İslami anlayışa göre, mutlak özgürlük sadece
Allah’a aittir. İnsan ise ilahi niteliklere bürünebildiği ölçüde özgürlüğe
ulaşabilir. Hayatına Şeriat’ın ve sanatına geleneksel kanunların koyduğu tüm sınırlamalar, insanın özgürlüğüne getirilmiş bir sınırlama değil,
gerçek özgürlüğe ulaşmayı mümkün kılacak, vazgeçilmez yardımlar
olarak görülmelidir. Gerçek özgürlük insana mutlak gereklilik ve mutlak özgürlük olan bire yaklaşıp, sonunda O’nunla birleşmesini sağlayacak tamlığa ulaşma imkanını veren özgürlüktür. Bu Batının özgürlük anlayışından çok uzak bir anlayıştır. Kısaca her ne kadar üzerinden modernizm fırtınası geçmiş olsa da, İslam dünyasının
belirli bir kesimi, köklerini İslami geleneğin derinliklerinde almış olduğu için, bugünlerle ilgili olaylar yüzyıllarca yıl önce geleneksel İslami
kaynaklarda haber verildiğinden, bugün yeryüzünde olanlara bakarak
İslam’ı reddetmek şöyle dursun, tam aksine ona olan inancını daha da
pekiştirmektedir.

Hz.Muhammed (s.a.v), insanların “acaba Peygamber
bu konuda, yani, geleneksel İslami hayatın kalıbını bütünüyle kıracak
olaylar konusunda bir şey söylemiş miydi” diye soracağı ahir zamanda
oluşacak şartlardan zaman zaman söz etmiş. Doğal çevrenin yaşayacağı yıkıma işaretle, dağların yerlerinden oynatılacağını belirtmişti. O,
Allah vergisi bilgisiyle, modern dünyanın bugün tanık olduğu bu ve
bunun gibi daha pek çok olayı haber vermişti.

Doğu doktrinleriyle Batılı ekoller üzerinde derinliğine yapılacak karşılaştırmalı bir çalışma Doğu ile Batı arasında, insan doğasının değişken toprağına ve herhangi bir tür hümanizm biçimine değil de, değişmez gerçekler üzerinde bir anlaşmaya varılmasında yardımcı olabilecek. Bu da ancak, Doğulu olsun Batılı olsun, kaliteli insanların ulaşabileceği manevi bir algı ve duyuşla gerçekleşecektir.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.