DOĞU AKDENİZ VE KIBRIS ARTIK ENERJİ ÜSSÜ

Akdeniz’in Afrika, Avrupa ve Asya kıtalarının arasına yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Bir çok önemli medeniyete ve imparatorluğa ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Doğu Akdeniz, Orta Doğu gibi petrol ve gaz rezervleri açısından çok önemli olan bir coğrafyanın Ege’ye, Karadeniz’e, Kızıldeniz’e ve hatta Atlantik Okyanusuna açılan kapısıdır. Dünya ticaretinin %30’u Akdeniz havzasından geçmektedir. Akdeniz’de her gün ortalama kargo gemisi seyir halindedir. Her yıl 40.000 Rus ticaret gemisi boğazlardan Akdeniz’e geçmektedir.
Tarih boyunca stratejik önemini koruyan Doğu Akdeniz ve Kıbrıs artık bir enerji üssü profili çizmektedir. Bölgede ilk doğalgaz rezervi 1999 yılında İsrail tarafından Leviathan isimli sahada bulunmuştur. Bölgede en kapsamlı çalışmayı Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) 2010 yılında yayınlamıştır. Yapılan araştırmalara göre Kıbrıs adası civarında 8 milyar varillik petrol yatağı bulunmaktadır. Yine Doğu Akdeniz’de 10-15 trilyon metreküp doğal gaz rezervi bulunmuştur. Bunun yanında keşfedilmeyi bekleyen büyük rezervlerin varlığı da öne sürülmektedir. Uluslararası raporlarda Doğu Akdeniz’in dünya doğal gaz rezervlerinin %47’sine sahip olduğu dile getirilmiştir. Doğu Akdeniz enerji savaşları sürecinin böylece başladığını söyleyebiliriz. Bu mücadelede ne yazık ki Rum ve Yunan tarafı hızlı ilerlemiştir. Rumlar ve Yunanlılar bölgeye İngilizler, Fransızlar, Amerikalılar ve İtalyanlar gibi önemli küresel aktörleri davet etmiştir. Bunun yanında GKRY, 17 Şubat 2003’te Mısır’la, 17Ocak 2007’de Lübnan’la, 17 Aralık 2010’da ise İsrail ile ‘’MEB Sınırlandırma Anlaşmaları’’ imzalayarak Doğu Akdeniz’i diğer devletler ile paylaşmıştır. Münhasır Ekonomik Bölge (MEB), 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde düzenlenmiştir. MEB, kıyı devletine; kıyıdan başlayarak açık denize doğru en fazla 200 deniz mili (320 km) kadar uzanan bölgede, gerek deniz yatağı altında, gerek içerisinde egemenlik hakları içeren bir kavramdır.

DOĞU AKDENİZ GAZ REFORMU

Ocak 2019’da GKRY, Yunanistan, İtalya, İsrail, Mısır ve Ürdün Kahire’de gerçekleştirdikleri toplantıda imzaladıkları işbirliği anlaşmaları ile Türkiye ve KKTC’yi dışlayan Doğu Akdeniz Gaz Forumunu kurdular. Rumlar ABD-AB-İngiltere ve İsrail-Mısır-Lübnan bloklarını oluşturdular. Ayrıca ABD’li ExxonMobil-Noble, Fransız Total, İtalyan Eni, Kore Kogas ve Katar QatarPetroleum gibi dev enerji şirketlerini bölgeye çağırdılar. Rum tarafı bu enerji şirketleri ile anlaşmalar yaparak bölgeyi araştırmaya açmıştır. Yapılan anlaşmalarda ne Türkiye ne KKTC dikkate alınmıştır. Oysa söz konusu olan sahalarda çıkarılacak olan doğal gaz ve petrol üzerinde bölge ülkeleri olan Türkiye, KKTC, Mısır, Lübnan, GKRY, Suriye, İsrail ve Filistin hak sahibidir. Buna karşılık GKRY Doğu Akdeniz’de Münhasır Ekonomik Bölge olduğunu öne sürdüğü Afrodit sahasını 13 parsele ayırmıştır. Daha sonra bu sahaları uluslararası katılım ile ihaleye açmıştır. Bu hukuksuzluğa rağmen KKTC’nin hakları Birleşmiş Milletler tarafından tescil edilmiştir. Hem siyasi eşitlik hem eşit egemenlik hakkı tanınmıştır. Bu hak sadece paylaşım hakkı değil, kaynakların aranması ve geliştirilmesi sürecinde de birlikte hareket edilmesini zorunlu kılmıştır.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.