TÜRKLER KAPIDA MI?

Tarih boyunca Türkler, hiç bir zaman çok tanrılı bir dinin mensubu olmamışlardır. Orta Asya bozkırlarında at oynattıkları, cihanın en büyük imparatorluklarını ihdas ettikleri devirlerden. İslamiyeti kabul ettikleri Sekizinci yüzyıla kadar, Türkler tek tanrıya inanmışlardır. İslamiyetin kabul edilmesiyle birlikte, Türk milleti içlerindeki imanın verdiği şevk ve feyz ile kısa zamanda büyük işler başarmış ve cihana hükmetme yoluna gitmişlerdir. Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi yolunda yüz binlerce serdengeçti. İslamiyetin verdiği iman ateşi ile kendilerini bilerek ölüme atmış ve şahadet mertebesine ulaşmışlardır. Anadolu’ya akınların başlaması. Rumeli’ye geçiş ve Osmanlı Sultanı Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethetmesini müteakip, Türk islam sanatı dünyada lider vaziyete gelmiş ve dünyanın belli başlı filozofları. İslam bilginleri, mimar ve mühendisleri, kısaca bütün ulemalar, imparatorluğun ve islam aleminin başkenti olan İstanbul ‘da toplanmışlardır. Viyana kapılarına kadar dayanan orduyu  hümayun, o yüzyılın en teknik araçları  ve teknolojisi ile mücehhezdir. İnebahtı limanında yakılan 150 parça gemiyi, altı ay sonra 192 parça olarak karaya indirebilmektedir. muktedir, Türk mimar ve mühendisi…

Ve yine o yalın  kılıcı ile Avrupa içine giren Türk serden geçtilerine, Sokullu şöyle demektedir. ”Bu millet isterse gemilerini gümüşten, yelkenlerini atlastan, iplerini ise ibrişim­den yaptırır.” Teknik sahada böylesine inkişafı sağlayan husus ise, içten gelen coşkun ilham ve en yüceye ulaşma  duygusu ile Nizamı Alemi tesis ettirmektir.  Yeni bir, Türk mucizesi bütün müslüman olmayan devletlerin kapısındadır. Zira, geceler gündüzlere gebedir.

Yazar Hakkında

İlgili Yazılar

Yorum Yazın

Email adresiniz yayınlanmayacak.